21 Nisan 2016 Perşembe

Beden Kan Kaybediyor

''Müminler tek bir beden gibidirler.'' hadis-i şerifini işitmeyen yoktur. Hadis-i Şerifler bizim için birer reçetedirler. Kuran-ı Kerim bizim için bir hidayet rehberi ve nurdur. Peki madem biz müminler birer beden gibiyiz.O halde;
1. Piyasadaki her sektör insan bedenine hizmet etme gayesi güder. Örneğin otomotiv sektörü bedenin daha sür'atli ve konforlu ulaşımını sağlamayı hedefler. Aynı şekilde tekstil bedenin soğuktan korunması ve güzel görünmesi için çalışır. Ayakkabı sektörü bedenin sadece bir kısmı olan ayak için, ayağın konforu için hummalı bir mesai harcar. Ve yine tıp sektörü hiçbir masraftan kaçınmayarak sadece bedenin sıhhati için çok büyük bir gayret gösterir. Örnekler çoğaltılabilir. Bu kabilden her sektörün kendince insan bedeni için hummalı bir çalışma yaptığı anlaşılmış oldu. Yapılan tüm bu çalışmaların ortak gayesi elbette bedenin konfor ve rahatıdır.
2. Yine dünyada kurulan tüm ekonomik organizasyonlar, yapılan finansal çalışmalar, düzenlenen iktisat toplantıları, kurulan borsalar vs vs hepsi yine insan bedeni içindir. İnsan bedeni istifade edemedikten sonra bunun ne kıymeti olabilir. Çok pahalı olmasına rağmen nasıl bir saat asıl amacı olan vakti tayin etmek, saatin kaç olduğunu haber vermek işini yerine getirmediğinde bir kıymeti olmuyorsa ekonomik faaliyetler de bu kabildendir. Burada da asıl olan bedenin hazzı, konforu ve dahi lüksüdür.
3.İnsan bedeni için yine birçok can feda edilir. Örneğin canlı olduklarını bildiğimiz hayvanlar ve dahi yine canlı olduklarını bildiğimiz bitkiler hep insan bedeninin hizmetkarlarıdır. Bu beden için onlardan vazgeçilebiliyor. Öyle ki her gün belki yeryüzünde milyonlarca hayvana sırf insan bedeni için kıyılıyor.

Anlaşılmış oldu ki yeryüzündeki tüm faaliyetler insan bedeni içindir. Bir kıyafet fabrikasının et temin eden kasaba 'Arkadaş! İnsan çıplak halde iken, soğukta donuyor iken eti ne yapsın, gel sen bırak bu kasaplık işini, benim işim daha önemli, gel sen de tekstilde çalış'' deme hakkı yoksa aynı şekilde gıda sektöründe çalışan birinin bunu inşaat sektöründe çalışan birine söyleme hakkı yoktur.
Bedenin çeşitli birçok ihtiyacı vardır.

Bu bedeni ümmet olarak düşünür ve Müslümanlar içerisinde farklı ''cemaatler'' halinde çalışma yapanları da bu beden için çalışan sektörler olarak düşünürsek iş biraz açığa çıkmış olur. Bu herkesçe zaten malum bir meseledir.

Peki bu ''beden'' caddede yürürken kendisine kurşun isabet etse ve üzerinde derin bir yara meydana gelse o halde durum ne olacak. Üstelik gelen kurşun ile açılan yara, ardı ardına gelen kurşunlarla büyüse ve hatta bedenin bir çok yerinde delikler, ağır hasarlar oluşmaya başlarsa evet işte bu takdirde ne olacak.Tekstil ile uğraşan benim işim kıyafet bedenin bu hali beni ilgilendirmez m diyecek; kasap benim işim et temin etmek bu benimle alakalı bir mesele değil mi diyecek veya kasap hayır bu yeterince et yemediği için, tekstilci yeterince giyinmediği için başına bunlar geldi mi diyecek. Bu durumdaki veya kan kaybeden, hayat tehlikesi belirmiş bir bedenin en önemli ihtiyacı öncelikle kurşunları kesmek ve bizzat açık olan yaralar ve hatta nefesi kesilmiş hayatı için olmazsa olmaz denilebilecek unsurların temini en mühim mesele iken herkes kendi işine mi devam etmeli yoksa bu biçare haldeki bedenin yardımına hep beraber koşmalı mı!..
Çok değerli Müminler! Ümmet bugün kan kaybediyor. Bahsettiğim kan maddi bedenimiz içinde seyreden kırmızı sıvı değildir. Bahsettiğim kan bu ümmeti ''Ümmet-i Muhammed'' yapan unsurdur. Kimimiz ilmin derin meseleleriyle boğuşurken, Kuran'ın farklı şekillerde okunması üzerine yoğunlaşmışken, hadislerin sıhhati ile uğraşırken, namazların şekillerine takılmışken, kılık kıyafet ile ahkam keserken ve dahi dinin birçok mühim cüzü ile meşgul olurken ümmet kan kaybediyor. Bizler Tabiinin sağlam iman temelleri üzerine kurduğu ilmi meseleler ile uğraşırken bugün o temeller sarsılmaya başlamıştır. Kökü zayıf olan bir ağacın dalları yeşermediği gibi, temelleri sağlam olmayan Müslümanların da ilim dalları yeşermeyecek aksine kuruyacaktır. Çünkü ibadetler, ilmin derin meseleleri ve dahi bu cihetten birçok değer iman temelinin meyveleridir. O halde şimdi meyveler üzerine yoğunlaşmak yerine köke yönelmeliyiz. Kelime-i Şahadetin dahi unutuldğu İslam coğrafyalarında bu temelleri yeniden inşa etmeli, oturduğumuz şaşalı koltuklardan kalkarak ve yumuşak minderleri terkederek Sahabe-i Kiram gibi diyar diyar malımızı ve canımızla dinin cezbesini kalbimize, umurunu bedenimize süs yaparak yollara revan olmalı, bu uğurda can vermeyi göze almalıyız. Medine devrinden önce Mekke devrini yaşamalı, Tabiin devrinden önce Sahabe devrini ihya etmeliyiz. İtminan içinde çalışmayı bizden sonraki nesillere bırakmalı, Sahabe'nin oğullarına hazırladıkları ortamı oğullarımıza hazırlamalıyız.
 Peki tüm bunları kabul ettik, şimdi ne mi yapmalıyız?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder